Kağan Çelik’in “Titreşen Katmanlar” sergisi 07 Aralık-30 Kasım 2019 tarihleri arasında Bağımsız Sanat Vakfı Galerisi’nde izleyicilerin ilgisine sunuldu.
Neil de Grasse Tyson’ın ‘Hepimiz birbirimize biyolojik olarak, Dünya’ya kimyasal olarak, Evren’e atomik olarak bağlıyız. Evrenin içerisindeyiz, evren de bizim içimizde…’ önermesinin işaret ettiği, yaşam alanlarını özel yaşamlara bağlayan, insanı canlılarla, çevreyle ve uzayla her daim temas halinde tutan büyülü ilişkinin keşfidir. İç içe geçen yaşamların, kendine özgü ve asla tekrarlanmayan yaşam dinamiklerinin, ortaya konan iradenin benzeşen ama tümüyle farklı görünümlerinin… Sanat, bilim, kültür, felsefe teorileri inanç iç içe sarılı dengesini kurmak. Diğer yandan, ‘Katmanlar’ın birbirine temas eden, birbiriyle bağlantı içinde olan birimleri, bütünü oluşturan hakim kodu hep birlikte tasarlayarak ortaya çıkarırlar. Bütünün her yerinde dolaşan ‘geometri’; tüm birimlere kendi macerasını seçme fırsatı verir. Bu aynı zamanda, gridlerin kayboluşu, tüm temas izlerinin ortaya çıkışıdır. ‘Katmanlar’ geçmişe ve geleceğe bakar. Bazen ‘tek başına’lık, bazen ‘kümelenme’ yaşanır. Birimler artar, birimler eksilir. Bu yansıma alanında, dinamizm akarak sabit olanın yerini alır. Birimler arasında yaptığımız her geçişle birlikte, yeni birimler görürüz. Bir birime başlandığı anda diğer birim zaten başlamış olur. İşle temas etmeyi sürdürdükçe; geçmişin ve bugünün temsilleri, devralmak, geliştirmek, derinleştirmek gibi kavramlar, hatta sosyal miras olgusu birbirleriyle örtüşerek karşımıza çıkarlar. Yatay düzlemde yer alan dikey konumlu birimler; genişlik, boy, perspektif ve derinlik algısı yaratır. ‘Katmanlar’ın titreşimini algılama/okuma süreci aynı zamanda; algı ve kavrayış yolunu açık tutmayı gerektiren bir zihin jimlastiğidir. Öyle ki, tekrarladıkça detayların çoğaldığı bir çeşit simülasyon, ‘yaşama nereden ve nasıl baktığımız’a göre yeniden inşa edilir. Yaşadığımız dünyanın olduğu gibi kalmadığı açıktır. Yaşam katmanları, üretken yaratıcılık çağı, oluşumların doğasını, olası oluşumlar için hala tasarlanmakta olduğunu göstermektedir. Bu, ‘keşfedilmeyi bekleyen, bitmeyen bir hikaye, bitmeyen bir inşa sürecidir…’
Kağan Çelik