“Tarihsel Serüvende İstanbul’un Meczupları ve Delileri” projesi kapsamında, İstanbul Türbeler Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı Sultan I. Ahmet Han Türbesi taşınır kültür varlığı envanter defteri demirbaş listesine 19 numara ile kayıtlı 1785-1866 yılları arasında yaşamış olan Düğümlü Baba’nın (nam-ı diğer Düğümcü Baba’nın) asasının restorasyon ve konservasyonu yaklaşık iki aylık bir çalışma sonrasında tamamlanmıştır. Restoratör Gülgün Derviş tarafından yapılan çalışma sonrasında asa, 5 Şubat 2019 tarihinde türbe içerisinde ziyarete açılmıştır. Ahşap ve tekstil malzemelerden (muhtelif ebatlarda, cinslerde ve renklerde ipler ve kumaşlardan) oluşan kompozit bir eser olarak tanımlanan asanın üst kısmına düğümlenmiş olan ipler (kalın halat tipi) ve şerit kumaş parçalar, Düğümlü Baba anlatısının en önemli tanıklıkları ve en somut kanıtları olmuştur. Yapılan araştırmalar ve analizler neticesinde dönemi ve tarihselliği ispatlanan asa ile XIX. yüzyıldan günümüze kalan en sıra dışı karakterlerden biri olan Düğümlü Baba’ni hikayesi ve kültür mirası, ölümünden yaklaşık 153 sene sonra tekrar İstanbulluların hafızasına kazandırılmış oldu. Desteklerinden ve katkılarından dolayı İstanbul Türbeler Müzesi Müdürü Ekrem Aytar ve Sanat Tarihçisi Leyla Zaman’a, İstanbul Merkez Laboratuvarı Müdürü Eftal Kiraz’a teşekkür ederiz.
Düğümlü (Düğümcü) Baba Kimdir?
XIX. yüzyıl İstanbul’unun en renkli simalarından biri olan, eline geçen ipleri, çaputları ve saçları
durmadan düğümler yaparak elbisesine, sarığına ve asasına iliştirmesi sebebiyle Düğümlü (Düğümcü) Baba lakabıyla tanınan Hacı Hafız Mustafa Efendi H. 1200/M. 1785 yılında Amasra’da dünyaya gelmiştir.
İlahi cezbe sahibi olan Düğümlü Baba, ilk tasavvufi eğitimini babası Yahya Efendi’den almıştır.
Medrese eğitimi ve hafızlık sonrasında, 1806 yılında patlak veren Osmanlı-Rus Harbinde cepheye katılmış ve Amasra’dan Trabzon’a sonrasında ise İstanbul’a geçmiştir. Genel anlatıda, bu yolculuk sırasında gemide ezan okuyuşu ile Laz Ahmet Paşa’nın dikkatini çektiği ve kendisine imam olmasını tavsiye ettiği aktarılmaktadır.
Cezbeye kapılma nedenlerine dair birçok rivayet bulunan Düğümlü Baba, İstanbul’da yaşayan
meczupların en bilinenlerinden biri olmuştur. Onun düğümlü ipleri ve çaputları hastalıklara, özellikle de aşk ve sevda hastalarına şifalı olarak bilinmiştir. Ömrünün son yıllarını İbrahim Paşa Sarayı içindeki Nakşibendi tekkesinde geçiren Düğümlü Baba, 1866 yılında vefat etmiştir. Tekke ölümünden önce ve sonra İstanbul meczuplarının toplanma yeri olmuştur. Vefatıyla aynı tekkeye gömülmüş, 1965 yılında tekke yıkılıp ortadan kalkınca Düğümlü Baba’nın kabri Sultanahmet Türbesi bahçesine nakledilmiştir.
1828-1892 yılları arasında yaşamış olan İsmail Sâdık Kemâl’in, Düğümlü Baba lakabıyla tanınan Hacı Hafız Mustafa Efendi’nin hayatını ve kerametlerini merkeze alarak yazdığı “Kemâl-nâme-i Düğümlü Baba” adlı eseri dönem kaynakları içerisinde önemli bir çalışma olarak bilinmektedir.



